SBS KONUSUNDA VELİLERİN DİKKATİNE

3/6/2009 Kategori : Haber

Yorum (1)

Ben de bir veli olarak bu SBS konusunda diğer veliler gibi çok heyecanlıyım. Çünkü çocuklarımızın ilerideki hayatını etkileyecek olan sınavlardan biri ile karşı karşıya kalıcaz. Bu sınavın sonunda her ne kadar çocuğumuzun iyi bir sonuç almasını istesek te, sonuçta sınava girecek o ve kapasitesi kadar bir sonuç alabileceğini sakın unutmayın. "Benim çocuğum diğerlerinin kapasitesinden daha iyidir" demeyin, sınavdan gelecek her türlü sonuca kendinizi hazırlamalısınız. Onlar iyisiyle kötüsüyle bizim çocuklarımız. Sınavdan alınacak sonucun kötü olması dünyanın sonu anlamına gelmiyor. Aşağıda uzmanların velilere önemli önerileri var. Onlara kulak verin. Sonradan pişman olacak şeyler yapmayın. Herşey telafi edilebilir. Buradan tüm velilere sabırlı ve hoşgörülü olmalarını temenni ederim. Çocuklarımıza da başarılar dilerim.
Bu önerilere kulak verin:
 
-Huzurlu ve sakin bir ev ortamı hazırlayınız
-Eleştiri ve emir verici ifadeler yerine espri ve yardım olucu  yaklaşınız.
-Çocuğunuzun yeteneklerini ve bilgi seviyesini iyi tanıyın
-Çalışma ve öğrenme tarzını çocuğunuz ve aile bilmelidir.
-Dinleyerek, çizerek, izleyerek nasıl öğreniyor bakınız.
-Zamanı ve mekanı kullanmada destek olunuz.
-Zaman çalıcılar, tv, bilgisayar, telefon, oyunların kullanımına dikkat ediniz
-Çözdüğü soru adedine takılmak yerine, çözme tekniğine ve yapamadığı sorulara odaklarınız.
-Kıyaslamayın ve yermeyin, o da sizi kıyaslar ve beğenmezse ağırınıza gider..
-Genelleme yapmadan, hatalarını ve eksiklerini bulması için ona fırsat tanıyın
sorununu kendi tanımlasın, kendi çözmek için sizden yardım istesin, yoksa SBS ye siz hazırlanırsınız.
-Umutsuzluk ve öğrenmekten nefret aşamasına gelmeyin.
-Bunalınca beraber yemek yapın, pazara gidin, araba yıkayın�.
-Her tv izlerken görünce söylenmeyin, program aralarında tv’yi kapatın
-Ondan gurur duyduğunuzu, onu önemsediğinizi hissettirin
-Çocuğunuzu üçüncü kişilere şikayet etmeyin, başkasının yanında eleştirmeyin.
-Sınavları çok iyi olsa bile bu konuda aşırı övme ve memnuniyet göstermeyin
           -Her zamanki kadar yemek, uyku ve sağlığı ile ilgilenin

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz

BEŞİKTAŞ ŞAMPİYON

31/5/2009 Kategori : Spor

Yorum (1)

    2008-2009 futbol sezonunun şampiyonu BEŞİKTAŞ oldu. Ben her nekadar bir Galatasaraylı olsam da Beşiktaşı ve tüm Beşiktaşlı taraftarları canı gönülden kutluyorum. Beşiktaşı ikinci yarıda takımın başına geçerek bir mucizeye imza atan teknik direktör sayın Mustafa Denizli hocamızı da kutluyorum.
Bu arada uzun bir aradan sonra Türk futboluna Anadolu takımlarının da şampiyonlukta söz sahibi olabileceğini kanıtlayan Sivassporu da kutluyorum. Beşiktaş süper ligin şampiyonu olsa da Sivasspor da gönüllerin şampiyonu olmayı başardı. Kendi sahasında İstanbul B.B. spora yenilmeseydi belki de Trabzonspordan sonra ikinci bir Anadolu takımı daha şampiyon olacaktı. Bu sene bu heyecanlı ligi bize sunan Sivassporlu futbolculara, yönetimine, teknik Direktörüne ve taraftarlarına teşekkür ediyorum.
      Trabzonspor, kendi sahasında verdiği maçlarla şampiyonluğu maalesef kendi elleriyle kenarıya itti. Ne kadar ilginçtir ki deplasman maçlarının en iyisi olan bir takım kendi sahasında kaybettiği maçlarla şampiyonluğu Beşiktaşa, şampiyonlar Ligini ise Sivasspora hediye ettiler.
      Fenerbahçe ve Galatasaray, iki ezeli rakip olma özelliğinin haricinde, ikisi de Türkiye'nin belki de en iyi takımlarını kurmalarına rağmen şampiyonluğu uzaktan seyretmeyi daha uygun buldular sanırım.
      Bu sonuçlarla Beşiktaş ve Sivasspor Şampiyonlar Ligine, Trabzonspor, Fenerbahçe ve Galatasaray ise yeni adı ile UEFA Avrupa Ligine gitmeye hak kazandılar. Diğer taraftan Hacettepe, Kocaelispor ve Konyaspor seneye 1. Ligde mücadele edecekler. Manisaspor, Diyarbakır ve Kasımpaşa ise süper ligin yeni ekipleri.
 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz

MESLEKLERDEKİ ADALETSİZLİK

26/5/2009 Kategori : Makale

Yorum (1)


  
Ülkemizdeki mesleklerde öyle adaletsizlikler oluyor ki anlam vermek gerçekten mümkün değil. Bu adaletsizlik neden ve nasıl doğuyor neden bazı mesleklere bu kadar taviz veriliyor? Bir öğretmen, bir avukat ve bir doktor bu adaletsiz mesleklere örnekler. Nasıl mı? Şöyle;
    Devlet dairesinde çalışan bir mühendisi düşünelim. Siz hiç devlet dairesinde çalışıp ta alenen dışarıda bir büro açıp, üstelik vergiye tabi olarak bir işyeri açtığını gördünüz mü? Bu hangi mühendislik dalı olursa olsun. Ya da bir devlet dairesinde çalışan bir muhasip düşünün. Devlet dairesinde çalışanların maaşlarını ve gelir giderleri ile uğraşır, ama söz konusu dışarıda bir serbest muhasebeci bürosu açabilir mi? Bu dediğim meslek dallarını birer örnek olarak verdim. Zaten bu çalışanların sadece kendi işleri ile uğraşması ve dışarıdan da bir iş alması sakıncalı olurdu, aksi takdirde kendi çalıştığı yerlerin işlerinde bir aksama olurdu. Zaten böyle bir uygulama da yok. En azından resmi olarak yok. Ama söz konusu doktorlara gelince devlet hastanelerinde çalışıp, ayrıca kendi muayenehaneleri de var. Üstelik açma ruhsatlı, üstelik vergi levhası da var. Yani devlete çalışan birisi, serbest olarak ta çalışabiliyor. Peki bu nasıl olabiliyor?
     Devlet hastanelerinde çoğu doktorlar polikliniklerde sıraya girmiş, hasta olan vatandaşlara acele acele bakıp, bir an önce muayenehanesine gidip ücretli olarak bakacağı hastalarına gitmeyi düşünmüyorlar mıdır sizce?   Öyle ya, devlet hastanesinde bir ayda alacağı parayı, muyenehanesinde belki de birkaç saatte çıkarıveriyorlar. Belki bu onların hakkıdır ama diğer mesleklerinde onlar kadar önemli işleri vardır. Bir doktor bugün arabasına binip te bir hastaya süratle yetişip hayata döndürebiliyorsa, burada en az doktor kadar o doktorun oraya yetişmesini sağlayan arabasını temin eden galericiden tutun da benzin pompacısına, sanayicisine, lastik tamircisine kadar hepsinin de payı var. Demek ki doktor tek başına bir hayat kurtarıcı değil. Ben her zaman şunu düşünmüşümdür: Günümüzdeki her meslek hayati önem taşır, ve önemlidir. Peki neden doktorlara bu imtiyazlar sağlanır? Neden devlet dairesinde çalışan bir maden mühendisi ya da bir inşaat mühendisi kendisine bir büro açıp ta öğle tatilinde ve saat üçten sonra gidip oraya dükkanını açıpta ek bir geliri pekala onlar da yapabilir. Konu stres ise doktorlar kadar madenlerde çalışan işçiler de stresli çalışanlardan, yok konu sağlıksız ortam ise çöp toplayan işçilerde en az onlar kadar mikroba maruz çalışanlardan, konu hayat kurtarmak ise bugün düşünebildiğiniz her meslek hayat kurtarır. Bir berber bile eğer kullandığı aletlerine dikkat etmezse en ciddi hastalıklara sebebiyet verebilir. Hepsi bir yana bugün doktorların hepsi devlet hastanelerinde çalışmıyor. Devlet hastanesinde çalışıp ta kendine muayenehane açanlar, diğer doktorların da ekmeği ile oynamıyorlar mı?
    Gelelim avukatlara. Avukatların hepsinin bir danışmanlık ücreti var. Nedir bu? Hukuki bir sorununuz vardır, gidersiniz bir avukata o konu hakkında danışırsınız, çıkarken danışmanlık ücreti verirsiniz. Güzel. Peki herhangi bir meslekte böyle birşey var mı? Yok. Ben kendim inşaat mühendisiyim. Bize de kendi konumuzla ilgili bir sürü insan sorununu anlatır, cevaplarsınız, teşekkür ederler ve çıkarlar. Para. Ne parası ya. Adam bir konu hakkında sizden yardım istemiş, siz de konu hakkında bilgi vermişsiniz. O sorunla ilgili herhengi somut bir şey oluşmamıştır ki ne parası verecek adam. Avukatlar da öyle. Danıştığı konu hakkında bilgi verirsiniz, ama  bir dava açıp ta adamı o dertten kurtaramadınız ne parası bu. Danışmanlık parası. O zaman bütün mesleklerde de olsun. Bir tamirciyi eve çağırırsınız. Ne olacak, işte şurası şurası olacak, ne yapabiliriz. Adam da enayi(!) gibi cevaplar ve sizde belki kendiniz yaparsınız, ya da başka tamirciye o işi verirsiniz. Peki ilk tamircinin danışmanlık parasına ne oldu?
    Öğretmenlik. En kutsal meslek. Neden? Bütün meslekler kutsaldır. Çünkü bir alınteri vardır. Bir hammalık adi meslek midir? Bir kamyon şoförü uyduruktan bir meslek midir? Üstelik senenin 365 günü neredeyse bütün gün çalışır. Peki öğretmenlik. Okulların açılması ile başlar. Sabahçı ise öğleden sonrası boş, öğleci ise sabahtan boş. 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim, 30 Ağustos, 1 Mayıs, yılbaşı, Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı, kar tatili, cumartesi ve Pazarlar, sınav tatili, yarıyıl tatili ve yaz tatili. Bir pazarcı hergün sabahtan akşama kadar yaz demeden kış demeden çalışır. Bu kutsal değil midir? Nerde eşitlik. Öğretmenler belki senenin 3 ila 4 ayı çalışması var. Sonrası. Tatil. Böyle meslek kutsal olmaz mı arkadaşlar.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz

MERHABALAR

26/5/2009

Yorum (1)

     Sevgili arkadaşlar merhabalar,
 Daha önceden yazdığım gseyhun adlı blog sitemin içeriğindeki bazı yardımcı sitelerin yasaklı olmasından dolayı benim sitemi de malesef saldırgan site olarak engellenince ben de çareyi yeni bir blog sayfası almakta buldum. Bundan sonra inşallah bu blogda yazılarımı yazacağım. Hepinize iyi günler.

Yorum (1) Yorum yaz